30 Yıldır Sizinle...

Giuseppe VERDI

Giuseppe VERDI

(1813-1901) İtalyan Besteci (10 ekim 1813 de Roncole’de doğmuş, 27 Ocak 1902 de Milanoda ölmüştür) Sant’ Agatha malikanesinin az konuşan ihtiyarı, çiftçi parlemento azası, filantrop ve müzisyen Verdi, çağdaşı Wagner’in muhalifi ilan edilmiştir. (ayrıca müzikli damlar yazan Rus bestecisi Dragomişki, Nibelungen efsanesi şairleri Hebbel ve Geibel, şair ve besteci Otto Ludwig gibi sanatkarların hep çağdaş olmaları garip ve esrarlı bir tabiat olayı olarak dikkati çekmektedir) her ikisinin, kelimenin hem asıl, hem de mecazi manasında birbirleriyle hiç karşılaşmamaları yollarının gayelerinin ve karakterlerinin çok farklı olmamasından ileri gelir. Verdi, operanın esas fikrinden hiç ayrılmadan Wagner gibi aynı hedefe ulaşmıştır. Böylece Wagner’e benmekle beraber ondan yine de çok farklıdır. Oldukça genç yaşta şöhrete ulaşan, fakat yine münzevi bir insan olarak kalan Verdi, Bellini gibi müzisyenlerin İtalyan romantizminden başlayarak sonunda, Shakespeare’I andıran bir üstünlükle gerçeği temaşa eden, onu arayan ve sanat seviyesine yükselten bir dram bestecisi olmuştu. Onun dünyası operaydı. Onda, İtalyan operasının sonsuz zenginlikteki mirası tekasüf ederek son olgunluğunu bulmuştur. Buna rağmen Verdi, opera tarihindeki büyük öncülerini değil de, tahmin edilmeyecek birini ata olarak sayıyordu: Palestrina. Filhakika asıl Verdi’yi, akdeniz memleketlerine has bir canlılık ile dolu olan ilk operalarında göremeyiz. Bu ilk eserler arasında Schiller’in dramlarında alınan GİOVANNA D’ARCO, LOUİSA MİLLER, siyasi heyecanı aksettiren NABUCCO, İ LOMBARDİ, LA BATTAGLİA Dİ LEGNANO ve dünyaca meşhur olan İL TRAVOTARE ile LA TRAVİATA bulunmaktadır. Asıl Verdi’yi , dram bestecisi olarak karakterler ve dramatik durumdan gerçeği uygun olarak yarattığı, geleneğin ve zamanın kalıbından sıyrılarak kendi kendinin üstüne çıktığı eserlerde görebiliriz. Bu sahada Verdi’nin hocası Shakespeare’di. Şair olmayan besteci, güfte yazarlarından ısrarla talep ettiği herşeyi, daima Shakespeare’den öğrendiği dram kuralları ile karşılaştırıyodu. Bunun için yaşlandıkça dramatik unsurları idare etme kudreti daha da artmıştır. Çok şiddetli tesirleri ihtiva eden RİGOLETTO’da MASKELİ BALO’da, bir tören için yazılan AİDA’da iki defa kaleme alınan MACBETH’de DON CARLOS’da SİMONE BOCCONEGRA’da ve son başarısı olan OTHELLO ve FALSTAFF operalarında Shakespeare’I örnek aldığını farkediyoruz. Bu eserlerde, dramın ruhundan ve müziğin hayat dolu kudretinden mülhem olarak operayı kemale erdirmiştir. Çünkü dramcı Verdi, müzikten hareket ederek yaratır. Bizzat kendisi DRAMMA MUSİCALE yani müzikli dram tabirini kullanır. Azametiyle dinleyiciyi coşturan REQUİEM veya RUHANİ PARÇALAR adlı eserleri hakkında hüküm veren bazı kimselerin zannettiği gibi Verdi, tiyatrocu değildir. O, ilhamını müzikten alan ve müzikle dramı birleştiren bir dram sanatkarıdır. Bu müzisyenliği ile, ender güzellikte bir eser olan yaylı sazlar kuarteti de yaratmıştır. Herkesin BEYAZ SAKALLI, MÜNZEVİ İHTİYAR diye bahsetmekten hoşlandığı Verdi’nin hayatına sahti bir bakışla göz atılırsa, bu hayatın sarsıntısız geçtiği görülmektedir. Lakin, Milano konservatuarı kabul imtihanını kazanamayan genç müzik öğrencisi Verdi, kaderin ve muhitin karşısına çıkardığı zorluklara karşı koyarak olgunlaşmıştır. Alev saçan bir romantik sanatkar olarak, Victor Hugo’nun şairliğine yakınlık duyan Verdi, parça parça dağılmış bulunan İtalyanın kaynaşıp birlik haline gelmesine yardım eden bir vatansever oldu. Fakat sonra dünyadan uzak bir yer bulmak hasretiyle San’Agata’ya çekildi. Orada Schiller ve Shakespeare’I okudu, böylece eserlerinde aksettirdiği dram dünyasını kendi ruhunda yaşadı. Iyi ve kötü insan karakterine aynı üstünlükle şekil vermeyi bilen Verdi, hayırsever bir insandı. Yaşlı sanatkarlar için bir yurt kurmak suretiyle, onlara barınacak bir yer sağladı. Verdi’den bahsedilince bu güzel hareketi unutulmamalıdır. 20 yy.’ın başlangıcını yaşadı. Gözlerini dünyaya yumduğu zaman yeni bir müzik teşekkül etmeye başlamıştı. Fakat bu yeni müziği temsil edenler Verdi’yi bir an olsun unutmadılar.